Prof. Dr. Raşit Midilli

Burun ve Paranazal Sinüs Tümörleri

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları kapsamında değerlendirme, tanı ve tedavi yaklaşımları hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz.

01 Uzmanlık Alanı Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Cerrahisi
Sinonazal Kitleler, Benign ve Malign Tümörler

Burun ve paranazal sinüs tümörleri; burun boşluğu ile maksiller, etmoid, frontal ve sfenoid sinüslerde gelişen iyi huylu veya kötü huylu oluşumlardır. Bu bölgedeki kitlelerin çoğu kanser değildir; inflamatuvar polipler, inverted papillom, osteom, fibröz displazi ve damarsal lezyonlar benzer yakınmalar oluşturabilir. Bununla birlikte tek taraflı ve geçmeyen burun tıkanıklığı, tekrarlayan burun kanaması, kanlı akıntı, yüzde uyuşma, üst dişlerde açıklanamayan sorun, gözün yer değiştirmesi, çift görme veya boyunda kitle ayrıntılı KBB değerlendirmesi gerektirir.

İzmir burun ve paranazal sinüs tümörleri hakkında hazırlanan bu kapsamlı rehber; benign lezyonları, inverted papillomun özel önemini, kemik ve damarsal oluşumları, sinonazal kanser türlerini, mesleki riskleri, endoskopi-biyopsi-görüntüleme sürecini ve tedavi seçeneklerini açıklar. Bir kitlenin iyi veya kötü huylu olduğu yalnız belirtilerine, rengine ya da tomografi görüntüsüne bakılarak kesinleştirilemez. Doğru tanı; planlı nazal endoskopi, uygun BT veya MR incelemesi ve güvenli koşullarda alınan dokunun patolojik değerlendirmesiyle konur. Kitle damarsal görünüyorsa biyopsiden önce kanama riski ve görüntüleme bulguları özellikle değerlendirilir.

Önemli uyarı belirtisiTek taraflı ve kalıcı tıkanıklığa tekrarlayan kanama, kanlı akıntı, yüz veya göz bulgularının eklenmesi
Tanı yaklaşımıKBB muayenesi ve nazal endoskopinin ardından kitlenin yapısına göre BT, MR ve planlı biyopsi uygulanması
Tedavi planıLezyonun patolojik türü, yerleşimi, yaygınlığı, hastanın genel durumu ve işlevsel risklerine göre kişiselleştirilir

Burun ve Paranazal Sinüs Tümörü Nedir?

Kısa yanıt: Sinonazal tümör; burun boşluğu veya çevresindeki sinüslerin epitel, bez, sinir, damar, kemik ya da bağ dokusundan gelişen anormal doku büyümesidir. “Tümör” sözcüğü doğrudan kanser anlamına gelmez; benign ve malign birçok farklı hastalığı kapsar.

Sinonazal bölge anatomik olarak karmaşıktır. Burun boşluğu göz çukuru, kafa tabanı, beyin, görme siniri, üst çene, dişler ve damakla yakın komşudur. Bu nedenle aynı boyuttaki iki lezyon farklı yerlerde bulunduğunda çok farklı belirtiler oluşturabilir. Küçük bir kitle sinüsün doğal çıkışını tıkayarak tekrarlayan sinüzite yol açabilir; geniş bir sinüs boşluğunda büyüyen başka bir oluşum ise uzun süre fark edilmeyebilir.

Burun içinde görülen her oluşum gerçek bir tümör değildir. Nazal polip, kronik inflamasyon, mantar topu, mukosel, yabancı cisim çevresindeki reaksiyon ve enfeksiyon da kitle görünümü oluşturabilir. Buna karşılık iyi huylu kabul edilen inverted papillom çevre dokulara ilerleyebilir, tekrarlayabilir ve küçük bir bölümünde kanserle birliktelik gösterebilir. Bu nedenle “polip gibi görünüyor” ifadesi tek başına güvenli bir tanı değildir.

Benign ve malign tümör arasındaki fark nedir?

Benign lezyonlar uzak organlara metastaz yapmaz; fakat büyüyerek göz, görme siniri veya kafa tabanı gibi kritik yapılara baskı uygulayabilir. Malign tümörler komşu dokuları istila edebilir, boyun lenf düğümlerine veya uzak organlara yayılabilir. Kesin ayrım patolojik incelemeyle yapılır. Büyüme hızı, kanama ve kemik değişiklikleri yol gösterse de hiçbiri tek başına tanı koydurmaz.

Burun ve Sinüs Tümörlerinin Belirtileri Nelerdir?

Erken belirtiler sinüzit, alerjik rinit veya nazal polip yakınmalarına benzeyebilir. Burun tıkanıklığının tek tarafta kalması, tedaviye rağmen düzelmemesi ve kanama ya da yüz bulgularıyla birlikte olması daha ayrıntılı araştırma gerektirir. Belirtilerin bulunması mutlaka kanser olduğu anlamına gelmez; önemli olan açıklanamayan ve süreklilik gösteren yakınmaların değerlendirilmesidir.

Tek taraflı burun tıkanıklığıHaftalar içinde düzelmeyen veya giderek artan tek taraflı tıkanıklık, endoskopik muayene gerektiren temel belirtilerdendir.
Tekrarlayan burun kanamasıÖzellikle hep aynı taraftan gelen kanama, kanlı akıntı veya kolay kanayan kitle dikkatle değerlendirilmelidir.
Koku ve akıntı değişikliğiKoku almada azalma, kötü kokulu veya kanlı tek taraflı akıntı görülebilir.
Yüz ve diş belirtileriYüzde şişlik ya da uyuşma, üst dişlerde ağrı veya sallanma ve protezin eskisi gibi oturmaması oluşabilir.
Gözle ilgili belirtilerÇift görme, gözün öne veya yana itilmesi, göz yaşarması, göz hareketinde bozulma ve görme azalması ileri yayılım göstergesi olabilir.
Baş ve kulak yakınmalarıTek taraflı baş-yüz ağrısı, kulakta basınç veya işitme değişikliği bazı yerleşimlerde görülebilir.
Damakta veya burunda kitleBurun içinde iyileşmeyen yara, damakta şişlik ya da yüzde dışarıdan fark edilen büyüme araştırılmalıdır.
Boyunda şişlikBazı malign tümörler boyun lenf düğümlerine yayılabilir ve ağrısız boyun kitlesiyle fark edilebilir.
Geciktirilmemesi gereken durumlar: Ani veya ilerleyen görme kaybı, yeni çift görme, gözün belirgin yer değiştirmesi, kontrol edilemeyen kanama, hızla büyüyen yüz şişliği, şiddetli baş ağrısıyla bilinç değişikliği ya da nefes yolunu etkileyen kitle acil hastane değerlendirmesi gerektirir.

Tek taraflı sinüzit tümör anlamına gelir mi?

Hayır. Diş kaynaklı enfeksiyon, mantar topu, yabancı cisim, anatomik tıkanıklık ve başka benign nedenler tek taraflı sinüs hastalığı yapabilir. Ancak erişkinde tek taraflı polip, kitle veya açıklanamayan sinüs opasitesi rutin iki taraflı kronik sinüzitten farklı değerlendirilir. Endoskopi, uygun görüntüleme ve gerektiğinde patolojiyle altta yatan neden belirlenir.

Burun ve Paranazal Sinüslerin Benign Lezyonları

Benign sinonazal lezyonlar epitelden, kemikten, damardan, sinir kılıfından veya bağ dokusundan gelişebilir. İnverted papillom, osteom, fibröz displazi ve lobüler kapiller hemanjiyom klinikte öne çıkan örneklerdir. Juvenil nazofarengeal anjiyofibrom özellikle ergen erkeklerde burun tıkanıklığı ve tekrarlayan yoğun kanamayla akla gelir. Schwannom, respiratuvar epitelyal adenomatoid hamartom ve farklı fibro-osseöz lezyonlar daha az sık görülebilir.

İnverted papillom

İyi huylu fakat lokal olarak agresif davranabilen, tekrarlama ve kanserle birliktelik potansiyeli nedeniyle cerrahi ve uzun süreli takip gerektiren epitel tümörüdür.

Osteom

Sıklıkla frontal veya etmoid sinüslerde rastlantısal saptanan, yavaş büyüyen kemik lezyonudur. Belirtisiz ve stabil olduğunda izlenebilir.

Fibröz displazi

Normal kemiğin yerini fibröz ve düzensiz kemiksi dokunun aldığı gelişimsel fibro-osseöz hastalıktır; gerçek bir “sert kemik tümörü” gibi ele alınmaz.

Lobüler kapiller hemanjiyom

Piyojenik granülom veya gebelikte granuloma gravidarum adıyla da bilinen, kolay kanayabilen benign damarsal lezyondur.

Juvenil nazofarengeal anjiyofibrom

Çoğunlukla ergen erkeklerde görülen, histolojik olarak benign ancak yoğun damarlı ve çevre yapılara genişleyebilen bir kitledir.

İnflamatuvar taklitçiler

Nazal polip, mukosel ve mantar hastalıkları tümör değildir; buna rağmen tek taraflı kitle görünümü oluşturup ayırıcı tanıya girebilir.

Her benign lezyon ameliyat edilir mi?

Hayır. Tedavi lezyonun türüne, büyümesine, oluşturduğu belirtilere ve kritik yapılara yakınlığına göre değişir. Küçük ve belirti vermeyen osteom veya stabil fibröz displazi düzenli izlenebilir. İnverted papillom, tekrarlayan kanama yapan damarsal kitle, görme sinirine baskı veya sinüs drenajını bozan büyüyen lezyonlarda cerrahi daha sık gündeme gelir.

İnverted Papillom Nedir ve Neden Önemlidir?

İnverted papillom, Schneiderian mukozadan gelişen benign bir epitel tümörüdür. Hücrelerin yüzeyden alttaki destek dokuya doğru büyümesi “inverted” adını açıklar. Çoğu olgu burun yan duvarı ve sinüslerle ilişkilidir. Tek taraflı burun tıkanıklığı, akıntı, koku azalması ve zaman zaman kanama yapabilir; endoskopide polipoid bir kitle şeklinde görülebilir.

Bu lezyonun önemi üç özelliğinden kaynaklanır: kemiğe ve çevre alanlara doğru lokal genişleme gösterebilmesi, tedavi sonrasında tekrarlayabilmesi ve küçük fakat klinik açıdan önemli bir bölümünde skuamöz hücreli karsinomla eş zamanlı veya sonradan birliktelik görülebilmesi. Literatürde malign dönüşüm oranları hasta seçimine ve çalışmanın yöntemine göre değişir; bu nedenle tek bir sabit yüzdeyi her hastaya uygulamak doğru değildir.

HPV inverted papillomun kesin nedeni midir?

Hayır. Bazı çalışmalarda özellikle yüksek riskli HPV tipleriyle inverted papillomun nüksü veya malign dönüşümü arasında ilişki bildirilmiştir; ancak HPV her olguda saptanmaz ve hastalığın tek, kesin nedeni olarak kabul edilemez. Tümörün gelişiminde farklı moleküler değişiklikler de rol oynayabilir. HPV sonucu, varsa patolojik ve moleküler bulguların bütünü içinde yorumlanır.

İnverted papillom nasıl tedavi edilir?

Temel tedavi, tümörün yalnız görünen bölümünü değil kemiğe tutunduğu alanı da kontrol etmeyi amaçlayan cerrahidir. Günümüzde pek çok lezyon endoskopik olarak çıkarılabilir; fakat frontal sinüs, orbita, kafa tabanı veya geniş yayılım durumunda yaklaşım kişiselleştirilir ve gerektiğinde kombine yöntemler kullanılabilir. Çıkarılan dokunun tamamı patolojik açıdan incelenir. Geç nüks olasılığı bulunduğu için ameliyat sonrasında uzun süreli endoskopik takip önemlidir.

Osteom ve Fibröz Displazi Arasındaki Farklar

Osteom, olgun kemik dokusundan oluşan, iyi sınırlı ve çoğunlukla yavaş büyüyen benign lezyondur. Paranazal sinüs osteomları en sık frontal ve etmoid bölgede saptanır ve çoğu başka bir nedenle çekilen tomografide tesadüfen görülür. Küçük, stabil ve belirti vermeyen osteomlarda görüntülemeyle izlem yeterli olabilir. Sinüs çıkışını tıkayan, büyüyen, baş ağrısı veya tekrarlayan enfeksiyon yapan, orbita ya da kafa tabanına yaklaşan osteomlarda cerrahi değerlendirilir.

Fibröz displazi ise normal kemiğin yerini fibröz doku ve düzensiz kemik oluşumlarının aldığı mozaik gelişimsel bir kemik hastalığıdır. Tek kemikte sınırlı veya birden fazla kemiği tutan biçimde görülebilir. Tomografide sınırları ve “buzlu cam” benzeri yapısı osteomdan farklı olabilir; fakat tanı yalnız “süngerimsi görünüm” tarifine indirgenmez. Yaş, büyüme hızı, hormon ve kemik metabolizması bulguları, görme-işitme işlevleri ve gerektiğinde patoloji birlikte değerlendirilir.

Fibröz displazi ne zaman ameliyat edilir?

Belirtisiz ve stabil kraniofasiyal fibröz displazide gözlem doğru seçenek olabilir. İlerleyen yüz asimetrisi, fonksiyon kaybı, hava yolu veya sinüs drenaj bozukluğu, tedaviye dirençli ağrı ya da kritik sinir yapılara baskı cerrahi planlamayı gündeme getirir. Ani büyüme veya yeni şiddetli ağrı gelişmesi sekonder kist, enfeksiyon veya çok nadir malign değişiklik açısından yeniden incelenmelidir.

Hemanjiyom, Kanayan Polip ve Piyojenik Granülom

Burun içindeki kırmızı, kolay kanayan oluşumlar için geçmişte “septumun kanayan polibi” gibi tanımlayıcı ifadeler kullanılmıştır. Bu ad tek bir patolojik hastalığı göstermez. Lobüler kapiller hemanjiyom, diğer hemanjiyom türleri, anjiyofibrom, organize kan pıhtısı, inflamatuvar lezyon ve nadiren malign tümör benzer görünebilir. Bu nedenle isimlendirme, çıkarılan dokunun patolojik tanısına dayanmalıdır.

Piyojenik granülom ile lobüler kapiller hemanjiyom aynı mıdır?

Çoğu kullanımda evet. “Piyojenik granülom” adı yanıltıcıdır; lezyon irin üreten bir enfeksiyon veya gerçek granülom değildir. Daha doğru patolojik terim lobüler kapiller hemanjiyomdur. Hızlı büyüyen, kırmızı-mor renkli, yüzeyi hassas ve küçük temasla kanayabilen bir kitle oluşturabilir. Burun septumunun ön bölümü sık yerleşim alanlarından biri olsa da konkalar ve farklı sinonazal bölgelerde de görülebilir.

Gebelikte hormonal ve damarsal değişikliklerle ilişkili olarak ortaya çıkabilir ve “granuloma gravidarum” adı kullanılabilir; fakat yalnız gebelerde veya çocuklarda görülmez. Tedavi kararı kitlenin büyüklüğü, kanama şiddeti, gebelik dönemi ve tanısal kuşkuya göre verilir. Eksizyon ve taban kontrolü sıklıkla uygulanır; gebelikte zamanlama kadın doğum ve KBB değerlendirmesiyle kişiselleştirilir.

Kanama riski: Damarsal olduğu düşünülen bir burun kitlesinden muayenehane koşullarında plansız biyopsi almak ciddi kanamaya yol açabilir. Tekrarlayan yoğun kanaması olan ergen erkeklerde juvenil nazofarengeal anjiyofibrom başta olmak üzere damarsal lezyonlar görüntülemeyle değerlendirilmeden örneklenmemelidir.

Burun ve Paranazal Sinüslerin Malign Tümörleri

Sinonazal kanserler nadir görülür, fakat çok sayıda farklı hücre tipinden gelişebilir. En sık histolojik tür skuamöz hücreli karsinomdur. Adenokarsinom, adenoid kistik karsinom, sinonazal indiferansiye karsinom, nöroendokrin karsinom, olfaktör nöroblastom, mukozal melanoma, lenfoma, plazmasitom ve sarkomlar diğer önemli gruplardır. Güncel patoloji sınıflaması ve moleküler testler, birbirine benzeyen bazı tümörlerin doğru ayrılmasını sağlayabilir.

Skuamöz hücreli karsinom

Sinonazal bölgenin en sık malign epitelyal tümörüdür. Yerleşimi ve evresi tedavi planının temel belirleyicilerindendir.

Adenokarsinom

Bez yapılarından gelişir. Özellikle bağırsak tipi sinonazal adenokarsinomun odun ve deri tozu maruziyetiyle güçlü ilişkisi vardır.

Adenoid kistik karsinom

Küçük tükürük bezi benzeri yapılardan gelişebilir ve sinirler boyunca yayılma eğilimi gösterebilir.

Olfaktör nöroblastom

Burun tavanındaki koku epiteliyle ilişkili nadir nöroektodermal tümördür; yaş dağılımı ve tedavisi diğer kanserlerden farklıdır.

Mukozal melanoma

Cilt melanomundan farklı olarak burun ve sinüs mukozasındaki melanositlerden gelişen nadir malign tümördür; her zaman koyu renkli görünmeyebilir.

Hematolojik ve mezenkimal tümörler

Lenfoma, plazmasitom ve sarkomlarda cerrahiden çok farklı sistemik veya ışın tedavisi ağırlıklı planlar gerekebilir.

Malign tümörler en sık hangi sinüste görülür?

Maksiller sinüs, nazal kavite ve etmoid bölge önemli başlangıç alanlarıdır; frontal ve sfenoid sinüs kaynaklı primer kanserler daha nadirdir. Eski kaynaklarda verilen sabit “yüzde 60–20–15” dağılımı her ülke, dönem ve histolojik alt tür için geçerli değildir. Güncel yaklaşımda kesin yüzdeden çok, tümörün başladığı anatomik alt bölgenin ve komşu yapılara yayılımının evreleme ile tedaviyi nasıl değiştirdiği önem taşır.

Burun cildindeki kanser ile sinonazal kanser aynı mıdır?

Hayır. Burun dış cildindeki bazal hücreli veya skuamöz hücreli cilt kanserleri dermatolojik cilt tümörleridir. Burun boşluğu ve paranazal sinüs mukozasından başlayan sinonazal kanserlerden anatomik evreleme, cerrahi sınırlar ve tedavi açısından ayrılır. Burun deliği girişindeki nazal vestibül tümörleri de ayrıca değerlendirilir.

Burun ve Sinüs Kanserlerinde Risk Faktörleri

Risk faktörü hastalığın kesin gelişeceğini göstermez; sinonazal kanseri olan birçok kişide belirgin bir mesleki maruziyet bulunmayabilir. Bununla birlikte belirli toz ve kimyasallara yıllar boyunca maruz kalınan işlerde risk artabilir. Mesleğin adı kadar maruziyetin yoğunluğu, süresi, havalandırma ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı önemlidir.

Hangi mesleki maruziyetler önemlidir?

  • Odun tozu: Mobilya üretimi, marangozluk, kereste ve ağaç işleme alanlarında özellikle bağırsak tipi adenokarsinom riskiyle ilişkilidir.
  • Deri tozu: Ayakkabı ve deri işleme sektöründeki uzun süreli maruziyet sinonazal adenokarsinom açısından önem taşır.
  • Nikel bileşikleri ve bazı metal işlemleri: Sinonazal kanser riskiyle ilişkilendirilmiştir; iş sağlığı önlemleri gereklidir.
  • Formaldehit ve bazı endüstriyel kimyasallar: Maruziyet türüne göre risk değerlendirmesine girer.
  • Krom VI bileşikleri: Bazı kaynaklarda risk ilişkisi bildirilmekle birlikte kanıt gücü maddeye ve tümör tipine göre farklıdır; eski metindeki kesin ifade yumuşatılmalıdır.

Sigara bazı sinonazal kanserler için riski artırabilir. HPV’nin rolü tüm sinonazal kanserlerde aynı değildir; bazı skuamöz tümörler ve papillom ilişkili kanserlerde belirli yüksek riskli tipler saptanabilir. Bu bilgi, orofarenks kanserindeki HPV ilişkisiyle birebir aynı yorumlanmamalıdır. Mesleki maruziyet öyküsü bulunan kişinin belirtisi olmasa bile iş sağlığı koruyucularını uygulaması; tek taraflı kalıcı burun belirtisi geliştiğinde KBB değerlendirmesi alması uygundur.

Burun ve Sinüs Tümörlerinde Tanı Nasıl Konur?

Tanı süreci yakınmaların süresi ve tarafının öğrenilmesiyle başlar. Önceki sinüs ameliyatları, sigara, iş ve hobi maruziyetleri, kullanılan ilaçlar, kanama öyküsü, yüz-göz-diş belirtileri ve boyunda şişlik sorgulanır. KBB muayenesinde burun boşluğu ve nazofarenks nazal endoskopla incelenir; boyun lenf düğümleri ve kafa çiftleri değerlendirilir.

Endoskopik değerlendirmeKitlenin tarafı, yüzeyi, kanama eğilimi, kaynaklandığı bölge ve çevresindeki mukoza ayrıntılı olarak incelenir.
BT ve MRBT kemik yapı ile sinüsleri; MR orbita, beyin, sinirler ve yumuşak doku uzanımını daha ayrıntılı gösterebilir.
Planlı biyopsi ve patolojiKanama riski ve görüntüleme dikkate alınarak uygun koşullarda doku alınır; histoloji ve gerektiğinde moleküler testler tanıyı belirler.

Tomografi ile kanser kesin anlaşılır mı?

Hayır. BT veya MR kitlenin boyutunu, sinüsleri doldurma biçimini, kemik değişikliğini ve göz-kafa tabanı gibi komşu yapılara uzanımını gösterir. Bazı görüntü özellikleri belirli hastalıkları düşündürebilir; fakat inflamasyon, benign tümör ve malignite örtüşen görünümler oluşturabilir. Kesin tanı çoğunlukla patolojiyle konur.

Biyopsi nasıl planlanır?

Rutin bir polip biyopsisinden farklı olarak, damarsal kitle şüphesinde önce kontrastlı görüntüleme gerekebilir. Biyopsinin yeri, kanama kontrolü, alınacak dokunun miktarı ve anestezi koşulu hastaya göre belirlenir. Patoloji yalnız “iyi-kötü huylu” ayrımını değil; hücre tipini, derecesini ve tedaviyi etkileyebilecek moleküler özellikleri de raporlayabilir.

Kanser tanısından sonra evreleme nasıl yapılır?

Evreleme, primer tümörün başladığı bölgeye ve çevre dokulara yayılımına göre yapılır. Boyun muayenesi ve görüntülemesi, göğüs değerlendirmesi ve uygun hastada PET/BT gibi incelemeler kullanılabilir. Frontal ve sfenoid sinüs gibi çok nadir başlangıç alanlarında standart evreleme yaklaşımı diğer bölgelerden farklı olabilir. Tümörün tipi ve evresi birlikte tedavi kurulunda değerlendirilir.

Burun ve Paranazal Sinüs Tümörleri Nasıl Tedavi Edilir?

Tek bir “sinüs tümörü ameliyatı” yoktur. Benign bir osteomun izlemi, inverted papillom cerrahisi, lenfoma tedavisi ve skuamöz hücreli karsinomun çok disiplinli tedavisi birbirinden tamamen farklıdır. Plan; patolojik tanı, tümörün başladığı yer, göz-kafa tabanı-sinir-damar ilişkisi, yayılım, hastanın genel sağlık durumu ve korunması hedeflenen işlevlere göre oluşturulur.

İzlem

Belirtisiz, küçük ve stabil bazı osteomlar ile uygun fibröz displazi olguları klinik ve radyolojik olarak takip edilebilir.

Endoskopik cerrahi

Uygun benign ve malign lezyonlarda burun deliklerinden kamera yardımıyla çalışılabilir; sınırlar ve kritik yapılar tümör bazında değerlendirilir.

Açık veya kombine cerrahi

Yüz, orbita, damak veya kafa tabanına geniş uzanımda açık ve endoskopik yöntemlerin birlikte kullanılması gerekebilir.

Radyoterapi

Tümörün türü ve evresine göre ameliyat sonrası, ameliyat öncesi veya temel tedavi olarak planlanabilir.

Sistemik tedaviler

Kemoterapi, hedefe yönelik tedavi veya immünoterapi seçimi tümörün patolojisi, moleküler özellikleri ve evresine bağlıdır.

Rehabilitasyon ve destek

Beslenme, diş sağlığı, konuşma-yutma, görme, koku, psikososyal destek ve rekonstrüksiyon tedavi planının parçası olabilir.

Endoskopik cerrahi her tümör için uygun mudur?

Hayır. Endoskopik yaklaşım dış kesi olmadan geniş görüş sağlayabilir ve seçilmiş olgularda önemli avantajlar sunar; ancak tümörün damar, göz, yüz cildi, damak veya beynin kritik yapılarına uzanımı yöntemi değiştirir. Amaç yalnız küçük kesi değil, tümörü güvenli sınırlarla kontrol etmek ve işlevleri mümkün olduğunca korumaktır.

Tedavi sonrası takip neden önemlidir?

İnverted papillom ve bazı malign tümörler yıllar sonra tekrarlayabilir. Takip sıklığı patolojik türe, evreye, uygulanan tedaviye ve ilk yıllardaki nüks riskine göre belirlenir. Endoskopik muayene, gerektiğinde BT-MR veya diğer görüntülemeler kullanılır. Yeni tek taraflı tıkanıklık, kanama, yüz ağrısı, göz bulgusu veya boyunda şişlik gelişirse planlı kontrol tarihi beklenmemelidir.

İzmir’de Burun ve Paranazal Sinüs Tümörü Değerlendirmesi

İzmir’de tek taraflı burun tıkanıklığı, tekrarlayan epistaksis veya sinonazal kitle nedeniyle başvuran kişide değerlendirme, “polip” ya da “sinüzit” varsayımıyla sınırlandırılmamalıdır. Prof. Dr. Raşit Midilli için hazırlanan bu rehber; endoskopik muayene, doğru görüntüleme, güvenli biyopsi ve patoloji sonucuna göre çok disiplinli planlamanın önemini anlatmak amacıyla düzenlenmiştir.

Muayeneye gelirken önceki patoloji raporları, ameliyat notları ve görüntüleme raporlarının yanında BT veya MR görüntülerinin kendisini de getirmek yararlı olabilir. Tek taraflı opasiteye eşlik eden kronik yakınmalar için İzmir sinüzit tedavisi, polipli hastalıklar için nazal polip, kanama şikâyeti için burun kanaması ve diğer konular için burun hastalıkları sayfaları incelenebilir.

Burun veya sinüs kitlesi için KBB değerlendirmesi

Endoskopik muayene ve tanı süreci hakkında iletişim ve randevu bilgilerine ulaşabilirsiniz.

İletişime geçin →

Burun ve Sinüs Tümörleri Hakkında Sık Sorulan Sorular

Burundaki her kitle kanser midir?

Hayır. Nazal polip, inverted papillom, osteom ve damarsal lezyonlar gibi birçok benign veya inflamatuvar oluşum vardır. Kesin ayrım endoskopi, görüntüleme ve gerektiğinde patolojiyle yapılır.

Tek taraflı burun tıkanıklığı kanser belirtisi midir?

Tek taraflı tıkanıklığın enfeksiyon ve anatomik darlık gibi birçok nedeni olabilir. Ancak haftalar içinde düzelmeyen, kanama veya yüz-göz bulgularıyla birlikte olan tıkanıklık KBB muayenesi gerektirir.

İnverted papillom iyi huylu mudur?

Evet; ancak lokal olarak agresif büyüyebilir, ameliyat sonrasında tekrarlayabilir ve küçük bir bölümünde skuamöz hücreli kanserle birliktelik görülebilir. Bu nedenle cerrahi ve uzun dönem takip önemlidir.

İnverted papilloma HPV mi neden olur?

HPV bazı olgularda ve özellikle malign dönüşümle ilişkili çalışmalarda saptanmıştır; fakat her inverted papillomda bulunmaz ve hastalığın tek, kesin nedeni olarak kabul edilmez.

Osteom ve fibröz displazi ameliyat edilmeli midir?

Belirtisiz ve stabil olgularda izlem yeterli olabilir. Büyüme, ağrı, yüz şekil değişikliği, sinüs tıkanıklığı, görme veya başka işlev kaybı varsa cerrahi değerlendirilir.

Piyojenik granülom enfeksiyon mudur?

Hayır. Adı yanıltıcıdır; çoğunlukla lobüler kapiller hemanjiyom olarak adlandırılan, kolay kanayabilen benign damarsal bir lezyondur.

Gebelikte burunda kanayan kitle görülebilir mi?

Evet. Lobüler kapiller hemanjiyom gebelikte ortaya çıkabilir ve granuloma gravidarum adıyla anılabilir. Kanama şiddeti ve gebelik haftasına göre KBB ile kadın doğum ekipleri tedavi zamanını birlikte planlar.

Burun kitlesinden hemen biyopsi alınır mı?

Her zaman değil. Yoğun damarlı kitle şüphesinde kontrolsüz biyopsi ciddi kanamaya yol açabilir. Önce endoskopi ve uygun görüntüleme yapılarak örnekleme koşulları planlanır.

Burun ve sinüs kanserinin en sık türü hangisidir?

En sık histolojik tür skuamöz hücreli karsinomdur. Adenokarsinom, adenoid kistik karsinom, olfaktör nöroblastom, mukozal melanoma, lenfoma ve başka nadir türler de görülebilir.

Odun ve deri tozu burun kanseri riskini artırır mı?

Uzun süreli mesleki odun ve deri tozu maruziyeti, özellikle sinonazal adenokarsinom riskiyle ilişkilidir. Uygun havalandırma ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı önemlidir.

Tomografi tümörün iyi veya kötü huylu olduğunu gösterir mi?

Tomografi ve MR kitlenin yayılımını ve çevre yapılarla ilişkisini gösterir; fakat kesin iyi-kötü huylu ayrımı çoğunlukla patolojik incelemeyle yapılır.

Burun ve sinüs tümörlerinin tedavisi yalnız ameliyat mıdır?

Hayır. Bazı benign lezyonlar izlenebilir. Malign tümörlerde patolojik tür ve evreye göre cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik tedavi veya immünoterapi birlikte ya da ayrı uygulanabilir.

RM
i
Tıbbi Bilgilendirme

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır. Tanı ve tedavi planlaması kişisel hekim değerlendirmesi sonrasında yapılmalıdır.

İletişim

Merak Ettikleriniz İçin Bizimle İletişime Geçin

Muayene süreci ve iletişim bilgileri hakkında detaylı bilgi için iletişim sayfamızı inceleyebilirsiniz.

İletişim Bilgileri